Ergenlerin İzolasyonda Değişen Rutinleri

© Türk Psikologlar Derneği Travma, Afet ve Kriz Birimi

0%
*Bu yazı tahmini 11 dakika 3 saniye okuma süresine sahiptir.

Yazar : Türk Psikologlar Derneği Travma, Afet ve Kriz Birimi    
    Ankara    
         

 

Okulların kapandığı ilk günler eğlenceli gibi görünse de, zaman geçtikçe evde kalmak giderek zorlu bir duruma dönüşmekte. Ergenlik dönemi arkadaşlıkların, sosyalleşmenin, bir gruba ait hissetmenin, romantik ilişkilerin, diğerleri tarafından onay görmenin çok önemli olduğu bir gelişimsel dönem olması nedeniyle yaşam biçiminde dramatik değişiklikler yapmak zorunda kalmak, onları zorlayan bir deneyim. Aile içi ilişkilerin de hassaslaşıp kırılgan olma riski taşıdığı izolasyon günlerinde ergenlik dönemindeki çocukların motivasyonlarını ve baş etme becerilerini geliştirmeye yönelik önerilerimiz olacak.

  1. Birçok ebeveyn ergenlik dönemindeki çocuklarıyla gerilimli bir süreç geçiriyor olabilir. Öncelikle, gelişimsel sürecin bir gereği olarak bu dönemde büyüklerle bir miktar çatışma yaşanmasının normal ve sağlıklı olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz. Ergenlik çağındaki çocuklarınızla çekişmesiz bir ilişki yaşamak hakkındaki beklentinizi makul bir seviyeye getirmenizi öneririz. Ergenlik döneminin doğasında biraz kurallara başkaldırmak, biraz ukalalık, biraz anne/babayı küçümsemek var. Bu durum sizin ebeveynlik becerilerinizdeki eksilmeden ziyade çocuğunuzun kimlik gelişimine bağlı olarak ortaya çıkmaktadır.
  2. Ergenlik dönemindeki çocuklar kendilerine ait bir mekâna ihtiyaç duyar. Bu sebeple onlara alan yaratmanızı öneririz. Gençler odalarına veya köşelerine çekilip hayaller kurabilir. Onlara biraz alan ve kendileriyle kalacakları zaman bırakmak iyi gelecektir. Bu dönemde derin düşüncelere dalıp somurttuğunu, bazen sebepsiz yere ağladığını görebilirsiniz. Ergenlik hüzünlü bir dönemdir, bırakınız o hüznü yaşasınlar.  Böylece ne yaşadıklarını anlamlandırmaya çalışıp duygularını düzenleyebilirler. En iyi yaklaşım; eğer o isterse dinlemeye hazır olduğunuzu söyledikten sonra talep gelmedikçe onun sınırlarını ihlal etmemektir.
  3. Gençlerin alanlarına saygı duyunuz. Odasına girmek ve eşyalarını kullanmak için mutlaka izin istemelisiniz. Odasının kapısını isterse kapalı tutabilir. Hijyen kurallarının her zamankinden daha fazla önemli olduğu bir zamandayız. Basit kuralları birlikte oluşturabilirsiniz. Örneğin, odasının temizliği için uygun zamanı birlikte belirleyebilirsiniz. Odasının düzenine karışmazsınız ama ondan da odasında mutfak eşyalarını bırakmamasını ve kirli çamaşırlarını sepete koymasını talep edebilirsiniz.
  4. Kendi günlük programını oluşturabilir. Siz program konusunda yardım teklif edebilirsiniz ancak hangi etkinliği ne zaman yapacağı konusunda son karar kendisinde olmalıdır. Ders saatlerinde ev mümkün olduğunca sessiz tutulmalı ve ders dinlemeye uygun fiziksel ortam oluşturulmalıdır.  Sizin ve çocuklarınızın çalışma saatlerini eş zamanlı tutmaya gayret göstermenizi öneririz. Sabahları erken kalkma, kahvaltı ve derse hazırlanma gibi rutinleri mümkün olduğu kadar sürdürmeye çalışın.  
  5. Sosyal medyaya sınırsız erişim yerine “ekran zamanı” düzeninin hem kendiniz hem de çocuklarınız için oluşturmanızı öneririz. Yatmadan en az bir saat önce elektronik cihazları kullanmayı bırakmak, mümkünse dijital aletleri yatak odasında bulundurmamak uyku hijyeni açısından da önemlidir.
  6. Uzaktan eğitime sürekli uyum sağlamak gençler için kolay olmayabilir. Öncelikle, olağanüstü şartlar altında çocuklarımızdan eski çalışma performanslarını aynı şekilde sürdürmelerini beklememek gerekir. Çalışma motivasyonları inişli çıkışlı bir seyir izleyebilir. Dersleri takip etmekte zorlandıkları zamanlarda neye ihtiyaç duyduklarını doğrudan sorabilirsiniz. Örneğin, "Senin tekrar çalışabilmen için benim yapabileceğim bir şey var mı?" ya da "Ne olsaydı daha iyi çalışabilirdin?" gibi. Bu durumun geçiciliğini vurgulamak ve çalışıp odaklanabildiği zamanlar olduğunu hatırlatmak faydalı olabilir.
  7. Eğitimlere katılmaktan ısrarla kaçınan gençlere uzaktan eğitimin de okul kadar ciddiye alınması gerektiği, şu an bütün dünyadaki çocukların bu şekilde eğitim yaptığı anlatılabilir. Yeni sistemde, tıpkı eskisinde olduğu gibi dersleri düzenli olarak takip etmenin çok önemli olduğu vurgulanabilir.  Örneğin, bu yeni sistemin olumlu ve olumsuz yanlarını birlikte liste yapabilir ve sonrasında bu olumsuzlukları nasıl aşabileceğine dair çözümler arayabilirsiniz.
  8. Yeni deneyimlerin her zaman zorlayıcı olduğunu ama aynı zamanda onun kapasitesini geliştirdiğini, ona yeni beceriler kazandırdığını, onu daha dayanıklı bir hale getirdiğini vurgulayabilirsiniz. Daha önce yaşadığı zorlukları nasıl aştığını ve sonrasında nasıl hissettiğini ona sorabilirsiniz.
  9. Dersler söz konusu olduğunda "Canım istemiyor", "İçimden gelmiyor", "Sıkılıyorum" gibi cümleleri sıklıkla duyarız. Bu durumda ebeveynler istemekle yapmak arasında bir fark olduğunu, içinden gelmese de gerekirse biraz sıkılarak sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini çocuklarına hatırlatmalıdır. Ergenlik dönemindeki bir çocukla hak ve sorumluluk kavramlarının biraradalığı gündelik hayattan örneklerle tartışılabilir. Sorumlulukları yerine getirme konusunda biraz daha net ve kararlı tavır almak gerekebilir. Çünkü biz yetişkinler çocuklarımızın eğitim hayatına devam etmesinden sorumluyuz.
  10. Aranızdaki iletişimin bütün odağı dersler ve sorumluluklar olmamalıdır. Ergenlik dönemi birçok entelektüel ilginin, felsefi, dini, mistik konulara merakın arttığı bir dönemdir. Çocuklarınızla yepyeni ortak konuşma alanları keşfedebilir, birlikte düşünüp, tartışabilirsiniz. Bu noktada daha çok dinleme, soru sorma ve merak ederek anlamaya çalışma eğiliminde olmanızı öneririz. Tartışmada amaç fikrimizi kabul ettirmek değil, kanaatler oluşturmak, olguları farklı yönlerden görebilmektir. Örneğin, "On yıl sonra bugünleri seni yaşındaki bir çocuğa nasıl anlatırdın?" ya da "Karantina bittiğinde ilk yapmak istediğin ne?", "Sence bu salgından sonra dünyada neler değişecek?" gibi kesin ve en doğru cevabı olmayan soruları birlikte tartışabilirsiniz.
  11. Salgın günlerinde en önemli sorunlardan biri gençlerin arkadaşlarıyla görüşemiyor olmasıdır. Okula gittiğinde sevse de sevmese de bir grubun içinde bulunmak ve oradaki herkesle bir şekilde ilişkilenmek zorunda olan çocukların sosyal ağları giderek daralmaktadır. Sadece seçilen kişilerle küçük gruplar içinde yürütülen ilişkilerde ortak platformlar oluşturmak, diğerleri ile birlikte yeni deneyimler yaşamak, iletişim için yeni malzemeler toplamak zorlaşıyor. Bu yüzden çocukların dijital ortamlardaki sosyalleşmeleri mümkün olduğunca desteklenmelidir.
  12. Yemekleri birlikte yemeniz, evle ilgili bazı sorumlulukları birlikte yerine getirmeniz, arada bir ortak aktiviteler yapmanız dayanışma ve mücadele ruhunuzu güçlendirecektir. Örneğin zamanına ortak karar vererek birlikte ev temizliği yapabilir, beraber seçeceğiniz bir oyun oynayabilirsiniz. Zamanını ve niteliğini daha çok onun kararına bırakarak ona sorumluluk verebilirsiniz. Örneğin sofrayı toplayıp kaldırmak, bazen tek başına bütün aileye yemek hazırlamak işini o üstlenebilir.
  13. Gençlerin birlikte zaman geçirmeye ihtiyaçları olduğu kadar yalnız kalmaya da ihtiyaçları vardır. Tam da kendi başlarına olmaya, bağımsızlaşmaya, ebeveynlerinden ayrışmaya doğru bir yola çıkmak üzerelerken aileyle dip dibe yaşamak zorunda kalmak gençlerin dayanıklılığını zedeliyor olabilir. Odasına çekilmesi, yalnız kalmak istemesi, bazı etkinlikleri tek başına yapmakta ısrar etmesi makul karşılanmalıdır. Çok uzun saatler odasında kalıyor ise “Hep odanda oturuyorsun", "Bizi artık hiç istemiyorsun"  gibi sitemler yerine “Seninle birlikte olmayı özledim” gibi kendi duygularınızdan yola çıkarak taleplerinizi iletmeye çalışmanızı öneririz.
  14. Dilerseniz ayrıca 13 Mayıs 2020 tarihli Çift ve Ailelerde Rutinlerin Önemi başlıklı gönderiyi inceleyebilirsiniz. 
 

Kaynaklar

* OECD ülkelerinin üniversite mezunlarının dakika başına okuyabildiği kelime sayısı baz alınmıştır.