Çocuklarımızı Koruyamıyoruz.

Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Sekreteri Uzm. Psikolog Dünya Polat İzmir\'de 2013 yılında cinsel istismar davalarının Ağır Ceza mahkemelerinde ilk sırada...

0%
*Bu yazı tahmini 6 dakika 1 saniye okuma süresine sahiptir.

“Çocuklarımızı koruyamıyoruz”
08 Ocak 2014  
Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Sekreteri Uzm. Psikolog Dünya Polat İzmir’de 2013 yılında cinsel istismar davalarının Ağır Ceza mahkemelerinde ilk sırada yer almasını değerlendirdi. Polat, istismar davalarında özellikle çocukların yargı sürecinde tekrar tekrar ifadelerine başvurularak mağdur edildiğini ve bu süreçte yeterince korunamadığını söyledi.
 
\"\"
İzlenen Haber/Dilek UYGANLI-Türk Psikologlar Derneği İzmir Şube Sekreteri Uzm. Psikolog Dünya Polat İzmir’de 2013 yılında cinsel istismar davalarının Ağır Ceza mahkemelerinde ilk sırada yer almasını değerlendirdi. Polat, istismar davalarında özellikle çocukların yargı sürecinde tekrar tekrar ifadelerine başvurularak mağdur edildiğini ve bu süreçte  yeterince korunamadığını söyledi.

İzmir Adliyesi 5. Aile mahkemesinde çocuk davalarında görevli Uzm. Psikolog Dünya Polat cinsel istismar davalarında asıl sorunun yargı süreci başladıktan sonra yaşandığını belirtirken, istismara maruz kalan çocukların ülkemizdeki yargı kararları ve uygulamalarla aynı travmayı tekrar tekrar yaşadıklarını söyledi. Polat, “Mahkemelerin tekrar raporlandırma süreci ile çocuklar mağdur ediliyor” dedi.

İfade özgürlüğü davaların önünü açıyor

İzmir’de 2013 yılında cinsel istismar davalarının Ağır Ceza mahkemelerinde ilk sırada yer almasını değerlendiren Uzm. 
Psikolog  Dünya Polat, cinsel istismarın İzmir’de yaşanma sıklığından ziyade bu davaların açılmasını insanların ifade özgürlüğünden kaynaklandığını söyledi.

\"\"

Polat, "İzmir, yaşam özgürlüğünün daha az kısıtlandığı ve insanların daha rahat yaşamalarına olanak sağlayan sosyal alanların çok olduğu bir il. İzmir’de yaşanma sıklığından ziyade cinsel istismar davalarının açılmasını insanların ifade özgürlüğünden kaynaklandığını düşünüyorum. İzmir’de böyle bir şeye maruz kalan insanlar, kendilerini ifade etmekte ve dava açıp haklarını arama yoluna gidebilmektedirler. En sistematik cinsel taciz dosyaları doğu illerimizde çıkıyor. Ama o toplumlar daha kapalı olduğu için bireyler baskı altında kalmakta ve kendilerini ifade edememektedirler. Bundan dolayı mahkemelere başvuramadıklarını düşünüyorum. Bu sebeple İzmir’de daha çok dava açılmıştır diye düşünüyorum"dedi.

Yargı sistemi çocukları mağdur ediyor

İzmir 5. Aile Mahkemesinde mağdur çocukların mahkeme ve savcılık ifadelerinde görev alan Polat, yargı sürecinde çocukların korunamadığını söyledi. Çocukların ifade sırasında aynı travmayı yaşamamaları için geliştirilen Çocuk İzleme Merkezleri’nin uygulamada işlevini yerine getirmediğini söyleyen Polat, “Biz uzmanlar olarak her zaman şunu söylüyoruz; çocuğun ifadesi esastır. Ama çocukların ifadeleri alınırken travmanın etkisiyle kopukluk yaşaması mahkeme heyetince sanki doğruyu söylemiyor gibi algılanabiliyor. Buradaki en önemli sorun, yargı sistemine dahil olduktan sonra çocukları koruyabiliyor muyuz? Ben koruyamadığımızı düşünüyorum.

Çocukların ifade verirken aynı travmaya maruz kalmamaları için Çocuk İzleme Mahkemeleri kuruldu. Çocuk İzleme Merkezi’nde çocukların ifadeleri alınıp dosyaya konuluyor fakat duruşmalarda hakim yine çocuğu çağırıyor. Ben çocuğu görmek istiyorum diyor. İşte biz böyle olunca çocuğu koruyamamış oluyoruz. Tekrar raporlandırma süreciyle çocuklar mağdur ediliyor. Burada yargı sisteminin içindeki yasaların uygulanmamasından kaynaklı sıkıntılar yaşıyoruz. Eğer koruyabilsek o çocuklar o duruşmalarda hakim karşısında tir tir titremez, kucağıma bayılıp ağlama krizlerine tutulmazlar” dedi.

Polat, öncelikle çocukların ifade alma ortamlarının bir an önce iyileştirilmesi gerektiğini söylerken, bu tip suçları işleyen suçlulara yönelik yetersiz cezaların uygulanması cinsel istismarı arttıran bir faktör olarak değerlendirmektedir.  Bu olguların daha çok düşük sosyo ekonomik kültürel duruma sahip ailelerde ve tek ebeveynli ailelerde gözlendiğini, buna bağlı olarak aile içi iletişim ve kontrolün arttırılmasına,  çocukların eğitim ve bilinç düzeylerini geliştirerek, kendilerini korumayı öğretmenin temel önleyici faktör olacağını belirtmiştir. Ayrıca  Sosyal Hizmetlerin iyileştirilmesi ve çocukların suç işlenmeden ya da istismar gerçekleşmeden önce koruma altına alması gerektiğini de sözlerine ekledi.

* OECD ülkelerinin üniversite mezunlarının dakika başına okuyabildiği kelime sayısı baz alınmıştır.